"TÜRKİYE'DE KÜRTAJ 10 HAFTAYA KADAR YASALDIR. DEVLET HASTANELERİNDE ÜCRETSİZ OLARAK KÜRTAJ YAPILMALIDIR. KÜRTAJ HAKTIR, TARTIŞTIRMAYIZ."

1 Şubat 2012 Çarşamba

"KOMŞUM KASAP ŞÜKRAN’A GÖTÜRDÜ"

* Rumuz isimler kullanılmıştır.

DERYA

Bundan 18 yıl önceydi. Henüz 30 yaşındaydım. Büyük oğlum daha 4 yaşında. Ama karı-koca çalışmak zorundaydık ve çalıştığımız işyerlerinde kreş de olmadığı için oğlum, bizden ayrı ya kendi annemin ya da kayınvalidemin yanında büyüyordu. Sonra, plansız bir şekilde ikinci çocuğa hamile kaldım. Ben aldırmak istedim çünkü aynı şeyi bu çocukla da yaşayacaktık. Fakat eşim aldırmaya gönüllü davranmadı. Kürtaj yasak değildi tabii o zaman. Ama eşim rıza göstermediği için devlet hastanesine gidemiyordum çünkü eşimin de imzası gerekiyordu. Ben de elimde olan az bir parayla bunu daha ucuza, gizli ve izinsiz bir şekilde yapabileceğim bir yer aradım. O zaman komşum imdadıma yetişti. Kolumdan tuttuğu gibi beni Unkapanı’da bir kadın doğumcuya, nam-ı diğer Kasap Şükran’a götürdü. Yaptığı illegal kürtajlardan dolayı halk arasında da basında da bu unvanı kazanmıştı. (…) Bunların hepsi de doğruydu, üstelik eşinin rızasını da almıyordu. Kasap Şükran, bu durumda birçok kadına iyilik yaptığını söyleyip övünüyordu.

Girişte bir oda içerisinde çekyatlar vardı ve bir sürü kadın… Adapazarı’ndan, Bolu’dan, İzmit’ten, Anadolu Yakası’ndan… Benim gibi az parayla bu sıkıntıdan kurtulmayı düşünen bir sürü kadın sıra bekliyorduk. En sonunda sıra bana geldi. Bir odadan içeriye girdiğimde üç çatal ve her birinin önünde bir tabure vardı. İçeriye giren üç kadın, üçümüz birden girip çatala çıktık.  (…)
Bizi sırayla taburelere oturtup kişiye özel şırınga ile aynı anda üçümüzü de kürtaj yapıp eve gönderdi. Çok memnundum çünkü istemediğim bir gebelikten kurtulmuştum. Derken, asıl hikaye bundan sonra başladı. O koşullarda yapılan kürtajdan sonra 40 gün boyunca kanamam oldu. Artık halsiz düşünce devlet hastanesine gittim. Kürtajdan parça kaldığını söylediler. Sıhhi bir ortamda olmadığını ve niye devlet hastanesine gitmediğimi sorguladılar. Bir ay sonra kürtajın kürtajını oldum. Uzun süre kansızlık problemi yaşadım. Ben eşimden izin almadan istemediğim gebeliğime son verme cesareti göstermiştim. Birçok kadın gibi… Yasak olsaydı bile yine de birçok kadın gibi mutlaka bunun çaresine bakardım. Yalnız bir farkla… Yasak olduğu koşullarda yine içimde bir parça kalsaydı tam teşekküllü bir devlet hastanesine gidemezdim. Belki de aşırı kanamadan hayatımı bile kaybedebilirdim. Şaka gibi… Sanki anneleri bir kez daha cezalandırıyorlar. Çünkü biliyorlar ki hangi şartlarda olursa olsun istemediği gebeliği mutlaka sonlandıracak. Kendi hayatına mal olsa bile…

Çok duymuşuzdur, şiş sokan, kanat sokan, yüksekten atlayan, kendini yerden yere atan, ağır yük taşıyan, karnına ve kasıklarına yumruk atan… Yeter ki düşük yapsın. Bu çaresizlik içinde kadın, ölümüne bile olsa çaresine bakar. Yani kısacası bu yasaklar kadın ölümlerini artıracaktır. Duyuyorum, son zamanlarda günde şiddet yüzünden ortalama 5 kadın ölüyor. Bu yetmeyecek, istemediği gebeliğe son vermek isterken kendi hayatlarını kaybeden kadınlar eklenecek bu sayıya. Zengin kadınlar yurt dışında, fukara kadınlar ise merdiven altında kürtaj olacak. Kürtaj asla engellenemez.